Turkmaster

Turkmaster

TÜRK MASTER (TM) PAYLAŞIM FORMUNA HOŞ GELDİNİZ


    ESKİ ANADOLU TÜRKÇESİ

    Paylaş
    avatar
    By.DuFy!
    SİTE KURUCUSU
    SİTE KURUCUSU

    Erkek
    Mesaj Sayısı : 5805
    Yaş : 26
    Nerden : Ankara/Keçiören
    Sitemize vereceğiniz puan: : 10
    Ne YapaK : 27.12.1991
    Tuttugunuz Takım :
    Metin Alanı : <center><font color="white"><marquee direction="left" style="background:red">Vatanını Seven Görevini En İyi Yapandı®-NeYapak ForuM.</marquee></font></center>
    ÜYE MADALYASI :
    +Rep :
    80 / 10080 / 100

    -Rep :
    1 / 1001 / 100

    Paylaşım :
    100 / 100100 / 100

    Forum Gücü :
    90 / 10090 / 100

    Milli TAkımımız :
    Kayıt tarihi : 06/02/08

    DuFy!
    Keçiören: 17

    default ESKİ ANADOLU TÜRKÇESİ

    Mesaj tarafından By.DuFy! Bir Çarş. Mayıs 07, 2008 12:26 pm

    Eski Anadolu Türkçesi

    --------------------------------------------------------------------------------

    Xlll. yy’ın sonlarına kadar tek bir koldon devam eden Türk yazı dili, aynı yy’ın sonlarında dallanmalara uğramıştır. Doğuda Doğu Türkçesi (çağatayca), Kuzeyde Kuzey Batı Türkçesi (Kıpçakça), Batıda ise Güney-Batı Türkçesi (Oğuzca) adlarıyla anılan Türk yazı dilinde bugün kullandığımız yazı dilinin temelini Batı Oğuzcası (Anadolu’ya göç eden Türkler tarafından işlenerek yazı dili haline getirilen ) teşklil etmektedir.

    Batı Oğuzca’sını gösterdiği değisimler göre devrelere ayırdığımızda Xlll-XV. Yy’lar arasında kullanılmış olan, içine Selçuklu dönemi Türkçesi’ni de alan Eski Anadolu Türkçesi devrinin ilk sırayı aldığını görürüz. Değişik kaynaklarda bu devrenin “Eski Osmanlıca”, Êski Türkiye Türkçesi “ adlarını da aldığı görülmektedir.

    XV, asrın ll, yarısı bir geçiş devresidir. Bununla birlikte EAT’si devri özellikleri XVl. Yy boyunca devam etmiş ve XVll. Asırda da etkisin sürdürmüştür.


    YAZILIŞ ÖZELLİKLERİ
    EAT döneminde eski Türk yazı dili özelliklerinin yanında Arap-Fars yazı dili özelliklerinin bulunması bakımından kurallı bir imla sisteminden söz etmek zordur.

    Ünlüler bu dönemde kuralsız, bazen hareke işaretleri ile bazen de imla harfleri “elif”, “vav” ve “ye” ile yazılmışlardır. Zaman zaman aynı kelimenin aynı sayfada farklı yazılışlarına rastlanmıştır.

    Ünsüzler de ise Arap alfabesinde p, ç, n, g seslerini karşılayan işaretler olmadığından bunlar sırasıyla ...................................işaretleri ile karşılanmışlardır.


    SES BİLGİSİ
    A) ÜNLÜLER

    1.ünlü Değişmeleri

    i/e değişimi: (i>e, e>i, e)

    Eskiden beri Türkçe’de çok yönlü değişimlerin olması, bu konuda yapılan çeşitli açıklamalar bulunmasına rağmen, meselenin karışık bir hal almasına neden olmuştur.

    Bugünkü Türk lehçelerinde de aynı şekilde ikilik gösteren ünlülerin bulunduğu bilinmektedir.[1]

    Aynı kelimenin hem “i”li, hem”e”li şeklinin bulunması nedeniyle bazı diciler her iki sesi de bünyesinde toplayan bir kapalı “e” nin varlığından söz ederler.

    Ancak yazı dilimizde kapalı “e” nin valığını ispatlayacak bir işaret bulunmamaktadır. Bu nedenle bazı dilciler “i” ile yazılan bu sesi “i”olarak, bazıları e(e) olarak okumuşlardır.

    Böyle durumlarda imla ses bağlantısı kurabilmek için esreli ve üstünlü yazılışların eserdeki ağırlık düzeyi, eserin kopya yeri ve dönemi ile aslına ve kopyasına ait şekiller göz önünde bulundurularak “i”li veya yapalı “e”li şekli tercih yolunda bir normalleştirmeye gidilebilir. Ancak baştan başa esre veya esreli y’li yazılışların haklim olduğu devir ve eserlerde, bu yazılışı, EAT’nde kapalı “e” yi gösteren bir işaret yoktur, diye kapalı “e” olarak değerlendirmek pek doğru değildir.[2]

    EAT metinlerinde bugünkü Anadolu ağızlarında görüldüğü gibi kök hecedeki “i” nin ve kapalı “e” nin yan yana yaşadığı muhakkaktır. Anacak, bu durum esreli ve y’li yazılışları kapalı “e” olarak değerlendirmek için yetersizdir.[3]

    Örnekler:
    -di- “demek”, yidi “yedi”, yi-“yemek”, ivine “evine” yig “yeg”, yilleri “yeleri”, zencir, “zincir” vb.

    o/u ve ö/ü değişimi:

    Arap harfli yazıda bu sesler için ayrı işaretler bulunmadığından yuvarlak ünlülerin dar mı yoksa geniş mi oldukları belli olmamaktadır.

    Özkan bugün “uyan-, güzel, uğra-, usan-, yürü” gibi kelimelerin geniş ünlülü okunması gerektiğini belirtmektedir.[4]

    Paçacıoğlu ise bu konuda, Türkçe kelimelerde ilk hece dışında o,ö seslerinin bulunmadığının dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.[5]

    2. ünlü Uyumu

    A) Kalınlık –incelik uyumu

    Kalınlık incelik bakımındın ünlü uyumu Türkçe’nin genellikle her devresinde olduğu gibi bu dönemde de sağlam bir şekilde uygulanmıştır.

    Bu gün uyuma uymayan –ki aitlik eki, imlada bitişik yazılan ile, içün edatları, cevher fiili i- fiilinin geçmiş zaman partisibi i- dük, rivayet ve hikaye şekilleri de uyuma girmiştir. Hatta bu dönemde eklerle genişletilmiş Arapça ve Farsça kelimelerin bile uyuma girdiği görülmüştür.[6]

    ET devresinde mevcut olduğu halde –iken zarf fiil ekinin kalın şekli yoktur. Bu gün olduğu gibi EAT devresinde de ek daima incedir. Sadece günümüzde bazı Anadolu halk ağızlarında kalın şekli görülmektedir[7]

    -yor şimdiki zaman eki de bu devrede uyuma günümüzde olduğu gibi aykırıdır.
    Ol geyiği kovar iken, dürtişür-iken,
    B) Düzlük- Yuvarlaklık Uyumu:

    EAT’nde dudak benzeşmesi denilen düzlük yuvarlaklık uyumu, daha önceki devirlerde olduğu gibi henüz umumileşmemiştir. Ancak dönem sonunda başlama belirtileri göstermiştir.[8]

    EAT’nde meydana gelen yuvarlaklaşma, bir ünsüzün düşmesi sonucunda veya dudak ünsuzu olan “b, m, p, v” gibi seslerin yuvarlaklaştırıcı etkisiyle meydana gelmiş ya da bir ağız meselesi olarak ortaya çıkmıştır. (çevir-> çevirmek)

    Kelimelerde Yuvarlaklaşma:

    1. Birden fazla kelimelerin sonunda bulunan g ve g ünsüzlerinin ET’den BT’ne geçerek düşmesi, kendinden önce gelen ünlünün yuvarlaklaşmasına neden olmuştur.
    2. Bazı teşkil eklerindeki ünlüler, ET devresinden beri taşıdıkları yuvarlak ülüyü muhafaza ederek BT”nin çeşitli devrelerinde varlığını sürdürmüştür. (-uk/-ük; -garul/-gerül vb.)
    3. Bir sebebe bağlı olmadan yuvarlak ünlü taşıyanlar da vardır.[9]
    (Bir kuzı pişürüp dururam “ Bir kuzu pişirip dururum”) degül “değil”, bellü “belli”

    EKLERDE YUVARLAKLAŞMA

    A)Aslında Yuvarlak Olan Ekler
    -u/-up;-zarf fiil eki-
    (yiyüp,içüp,)
    -dur/-dür/”fiilden fiil(faktitif)”eki
    (yığışdursun,dürişdürsün,)sürdürmek gerek)
    -ur/-ür”geniş zaman eki(karnun açiğur,gelur)
    -dür “bildirme eki(bizimdur,erdemlüdür,erdür...)
    -lu,/-lü “isimden isim yapım eki”(borçluyı,aklukaralu,kanlu...)
    -mur fiilden isim yapma eki
    -updur/-üpdür öğ.geçmiş zaman eki “karıyupdur,deliyüpdür..)
    -u/-ü “zarf fiil eki” örnek”yoruyu virdi,diyü...)
    -ur/-ürfiilden “fiil yapım eki”

    B)Ünlüsü Sonradan Yuvarlaklaşmış Ekler

    -alum/-elim “ç.1.ş.eki”(görelim varalum geturelum..)
    -dun/-dün “1.2.ş.eki”(toymadun,yidürdin)
    -du-k/-dü-k “gör.geç.z.eki”(kılduk)
    -um/-üm
    -un/-ün “ç.3.ş.emr kipi”(gelün,virün
    --ş- “f.f.y.eki”(yorıyışundan
    -dukça/dükde “zarf fiil eki”(soyradukda
    -dukça/-dükçe “ger.eki”
    -nuz/-nüz “ç.1.ş.eki”

    C)Düz Ünlü Taşıyan Ekler

    -ı/-i “yükleme hali eki”(dedeyi
    -cı/-ci “isimden isim yapım eki”
    -ncı/-nci “i.i.y.e”
    -dın/-din “ablatif hali eki”
    -lik/-lık “i.i.y.e”(şadılık
    -ı/-i/-sı/-si/ “t.3.ş.iyelik eki”(yuzi,şuyına)
    -sın/-sin “t.z.ş.i,emir”(gelsün,kosun
    -dı/-di “gör.g.z.eki”(diledi,eyledi,çıkdı)
    -ısar/iser “gel.z.eki”
    -gıl/-gil “t.z.ş.emir eki”(algıl,çıkgıl,olgıl)
    -ıcak/icek ve –ınca/ince “zarf fiil ekleri”
    -mış/-miş “partisip eki”
    -mış/-miş “öğr.g.z.eki (esirgemiş,işlemiş,soylamış)
    -ıcı/-ici “f.f.y.e”
    -ım/-im “ilgi hali eki”
    -ız/-iz “ç.1.şahıs eki”
    -mı/-mi “soru eki”

    3.ÜNLÜ TÜREMESİ
    Ünlü türemesi bu dönemde birkaç örnekte görülür.Ancak kelime ortasında olmak üzere az-a-cuk,yig-i-rek-dür kelimelerinde tesbit edilmiştir.[10]

    4.ÜNLÜ DÜŞMESİ
    Ünlü düşmesi hadisesi EAT si döneminde az rastlanmaktadır.(sıtma<ısıtma udı-kı>uyu-ku->yuku)[11]
    Kelime ortasında vurgusuz ünlünün düşmesi hadisesi oldukça yaygındır.Bunun nedeni ise vurgusuz orta hece ünlüsünün düşme temayülünde olmasıdır.(Gönül)>gönli,beniz>benzi,-eyülük<eylük,oğul-<oğlı,buyruk<üzere>üzre) vb.)[12]
    Esasen orta hece ünlüsünün düşmesi hadisesine Eski ve Orta Türkçe metinlerinden de rastlanmaktadır.Eskiden beri görülen bu düşüşün örnekleri bu devir metinlerinde de yaygındır.
    (ağrı-<ağırı,buyruk<buyuruk,eylük<eyülük vb.)[13]

    5.ÜNLÜ BİRLEŞMESİ
    Türkçe,de kelime köklerinde yan yana iki ünlü bulunamayacağı için ünlü ile biten bir kelimeye ünlü ile başlayan bir ek veya bir kelime eklendiğinde ünlülerden biri düşmekte ve bir birleşme hadisesi olmaktadır.Geçici olabilecek bu birleşme kalıcı da olabilmektedir.[14]
    Devamlı düşme sonunda kalıplaşmış sözler ortaya çıkmıştır.Bunların çoğu günümüzdede kullanılmaktadır.Geçici düşme aruz vezni zaruretinden ileri gelmektedir.(niçün<ne-içün,n,ol-<ne-ol,nic,ol-<nice-ol,şimdi<şu-imdi,kendüzi<kendü-öz-i,şol<şu-ol,böyle<bu-öyle vb.)
    Geçici olan ünlü birleşmesinin de çeşitli örnekleri vardır.Bir kısmı –ki ile,bir kısmı –i fiili ile,çoğunluğu değişik keklimelerden yapılmıştır.(k’ol,k’ola,k’ümmetine vb,)belürdise<belürdi ise,kıladı<kıla idi vb) big oldı<bigi oldu,halk’oldı<halka oldı,dinleyen’iy<dinleyeni iy,n’ister<ne ister.[15]

    B.ÜNSÜZLER
    Eski Anadolu Türkçesi’nin bu günki yazı dilimizden ayrılan en önemli yönü ñ damak ünsüzü ile,h sızıcı gırtlak[16] ünsüzü bünyesinde bulundurulmasıdır.(yohsul “yoksul,deñiz “deniz”

    1.ÜNSÜZ DEĞİŞMELERİ

    a) b>p değişimi

    Eski Anadolu Türkçesi’nde “b” ünsüzü kendisini korumuştur.
    b) b>v değişimi
    ET ‘de bazı kelimelerde bulunan b’ler BT’ne geçişte v ‘ye dönmüştür.
    Ancak EAT devresinde bazı b ,li şekillerde görülmüştür.[17]
    c) k>g değişimi
    Kelime başında görülen bu değişiklik yine ET ‘den BT’ne geçişte görülür.Geniş ölçüde olan bu değişim umumileşmiştir.Çünki Osmanlı sahasında “g” olan bazı kelimeler,Kuzey ve Doğu Türkçesi’nin tesiriyle azeri sahasında k olarak varlığını devam ettirmiştir .Ancak Arap harfli yazıda kef ile yazılan kelimelerin k ,li mi g li mi oldukları ayırt bedilememektedir.[18]Bu durumu göz önünde bulunduran bazı müstensihler,k ile g ,yi birbirinden ayırabilmek için kef’in üstüne veya altına 3 nokta koymak suretiyle yeni bir şekil geliştirerek g’yi belli etmişlerdir .Ne var ki bazı eserlerde iç sesteki k>g değişiminden doğan gelişmeleri belirtmek üzere üç noktalı kef kullanılmış ,ön seslerde ve iç seslerde bazen bu ayrıma uyulmuş,bazen uyulmamıştır.[19]




      Forum Saati Perş. Kas. 15, 2018 9:20 am